Kapitalizm üç büyük krize neden çare bulamaz… Amerika böyle çöküyor

İnsanoğlu dinsel tutuculuğun egemen olduğu ortaçağ karanlığını aştığı gibi kapitalizmi de aşabilecek mi? Yoksa yeniden karanlıklara mı yuvarlanacağız? Bu soru 21’inci yüzyılın sorusudur. Özellikle de şu anda gündemde bulunan üç temel kriz açısından: İklim ve çevre krizi, enerji kıtlığı ve insanın psikolojik dayanma gücü.

ABD boş raflar ülkesi olacak mıydı?

BATI’DA RADİKAL ELEŞTİRİLER

Günümüzde Batılı hükümetler artık “tersine küreselleşme” ve Keynesçi ekonomiye dönüş işaretleri vermekteler. Ama bunlar konuşulurken bir yandan sisteme radikal karşı çıkışlar da var. Örneğin kitapları Batı’da yok satan Thomas Piketty, sistemin yarattığı gelir dağılımı bozukluğuna işaret ediyor. 19. Yüzyıl Marksist yöntemini eleştirel tarzda kullanan filozof Anselm Jappe ve diğerleri ise daha da derinlere inerek “meta fetişizmini” gündeme getiriyorlar.

Meta fetişizmi” deyimi günlük konuşmada da sıkça geçer ve tüketim toplumunu eleştirmek için kullanılır. Alışveriş çılgınlığı da kimi zaman fetişizm olarak algılanır. Fetiş aslında Portekizce yapma, yapay anlamındaki “feitiço” sözcüğünden gelir. Batı Afrika sahillerine çıkan Portekizli sömürgeciler yerli halkın ibadet ettikleri kült nesnelerine “fetiş” demişlerdir. Günümüzde de reklamcılar birçok piyasa ürününe “kült” ya da “efsane” deseler de “meta fetişizminin” anlamı daha geniştir.

(ABD’de ilk 5 ayda 214 kitleye ateş açma olayı)

Fetişizm aslında sistemin kendisindedir. Kapitalist toplumda ürünlerin kullanım değeri ile değişim değeri farklıdır. Değişim değeri fetişin kaynağıdır. Ekonomi politiğin tüm kurucularının da paylaştığı bu fikir Marx ‘ın Kapital kitabında bir alt bölümün başlığıdır: “Sermayenin fetiş niteliği ve sırrı”. Marx’ı okumayan solcular için sorun sadece mülkiyette, paylaşımda ve zengin-fakir ayrımındadır. Oysa mesele sadece orada değil kapitalizmin oluşturduğu tüm yaşam koşullarının toplamındadır.

Fetişizm içinde yaşadığımız sistemde üretimin insanların ve toplumun ihtiyacı için değil değişim için yapılmasıdır. Nesneler arasındaki ilişkilerin sanki insanlar arasındaymış gibi düşünülmesi ve metalara ona göre değer biçilmesidir. Bunun tersine olarak da insanlar arasındaki ilişkilerin eşya arasındaki ilişki gibi ele alınıp para gibi ölçülebilir, sayılabilir hale dönüşmesidir. Yaşam tarzı ve o tarz içindeki değeri fiyatına göre belirlenen ürünler kişilerin kimliği olmaktadır. Oturulan ev, kullanılan ulaşım biçimi, giyilen elbise, çocuğun gittiği okula kadar insanların ilişkilerini metalar tayin ediyor.

Kapitalizmde emek, topluma sağlayacağı yarar açısından değil soyutlaştırılarak belli kategorilerde saat üzerinden ölçülür. Emek harcanan enerji zamanı olarak ölçülünce metalar da bu zaman süresine göre sınıflanır ve her ürün birbiriyle karşılaştırılacak hale gelir ve parayla fiyatlanır. Sistem bu şekilde oluşan meta değeri ve para üzerinde gelişir ve insanların denetiminden çıkarak bir fetiş sistem haline gelir. Bugün çok doğal, hep var olmuş ve insanın özelliklerinden geldiği sanılan bu kavramlar aslında kapitalizmle ortaya çıkmıştır.

Biden 3 temel krizle karşı karşıya

EKONOMİNİN METAFİZİK DÜNYASI

Bir insan faaliyeti olduğundan kuşku bulunmayan ekonominin kapitalizmde insanların denetiminden çıkması onun uzun vadede kendisini çökertme nedenidir. İnsan kendi yarattığı ürünlere yani metaya ve o metanın ekonomik macerasına (fiyat, pazar, değişim, kriz vs) sanki dünyayı yöneten ilahların işleri imiş gibi bakar. Nasıl Afrikalı kendi yaptığı fetişe bazı özellikler atfedip onun önünde eğiliyorsa kapitalizmde de insanlar piyasaya baş eğer, rükû eder, secdeye varır. Eskilerin sıkça söyledikleri gibi ” insanoğlu putunu kendi yapar, kendi tapar”.

Piyasa kuralları, üretim tarzı ve ilişkileri tamamen insan yapısı iken günümüz insanı bu sisteme zaman ve mekân bakımından evrensellik, ezeliyet ve ebediyet atfeder. Her şeyi piyasanın belirlediğini var saymak kapitalizmin metafiziğidir. Bu metafizikte tıpkı tek tanrılı dinlerde olduğu gibi örneğin devletin piyasaya müdahalesi “piyasanın birliğine, tevhit inancına” karşı çıkmak ve piyasaya “şirk koşmak” sayılır. Öyle ki yontulmuş bir taş parçası, ya da tahtadan bir put önünde huşu içinde titreyen Papua Yeni Gineli müminin inancının aynısını “piyasanın görünmez elinin” karşısında ilahiler söyleyen Adam Smith benzeri Batılı “bilim insanları” bile paylaşır.

Küresel ısınma ABD’yi de vuruyor

Tabii Afrikalının önünde secde ettiği fetişin gerçekte hiçbir varlığı ve gücü olmamasına rağmen insanların ona olan inancından dolayı toplumda çok etkili olduğunu da biliyoruz. Fetiş ya da put inancı çoğu zaman insan yaşamına dahi egemendir. “İnanıyorsan vardır” şeklindeki gözbağcılık o kadar güçlüdür ki insanları tarihte kanlı savaşlara nasıl sürüklemişse günümüzdeki kapitalist metafizik de açlığın, işsizliğin, toplumsal sorunların ve çatışmaların asıl nedenidir.

KAPİTALİZM KADER Mİ?

İnsanlar kapitalizme inandıkları için bu sıkıntıları kader kabul ediyorlar, birçok bakımdan Ortaçağa benzer bir kuyunun içindeyiz hâlâ.

Ortaçağ karanlığının aşılması Orta Çağdaki ekonomik ve sosyal sistemin değişmesiyle olmuştur. Meta fetişizmi de kapitalist toplumun çökmesiyle birlikte çökecektir. Kapitalizmi eleştirenler ahlakçı bir eleştiri yapmıyorlar. Kapitalistin kâr hırsı içinde yaşadığımız girdabın anaforlarından sadece bir tanesidir, başka bir deyişle sistemin çarklarının daha iyi dönmesi için yararlı görülen bir makine yağıdır. Kapitalizm eleştirisi bir zengin düşmanlığı değildir, sistemin tüm aktörleri belirlenmiş yasalara göre kendi rollerini oynuyorlar. Piyasa nerede kâr varsa oraya yönelecektir, bugün ABD’de yaşandığı gibi eğer silah imalatı çocuk mamasından daha kârlı ise hiçbir bebek ağlaması kapitalistin tercihini değiştiremez. Piyasa insan yaşamında doğuracağı somut sonuçlara değil soyut rakamlara bakar ve kâr hesabını da “asıl somut gerçek” olarak kabul eder. Fetişizmin somutla soyutu tersyüz etmesinin bir örneği de budur.

Çevre krizi kapitalizmle çözümsüz

KAPİTALİZM KENDİNİ NASIL ÖLDÜRÜYOR?

İşte kapitalizmin kendini imha edeceği yönü de budur. Yoksa artı değerin paylaşımı konusundaki kavga değil. Değer oluşturma sisteminin kendi özündeki yıkıcı ve intihar edici niteliği bunun nedenidir. Bugün kapitalist sistemin kendi içinde üç ayrı alanda aynı anda sıkıştığı görülüyor. Çevre sorunları ve küresel ısınma, enerji tükenişi ve insan malzemesinin psikolojik açıdan “alarm vermesi” kapitalist sistemde kalındığı sürede halledilemeyecek konulardır.

YEŞİL KAPİTALİZM HAYALDİR

Çevre ve iklim sorunları kapitalist sistem içinde çözülemez. Yeşil ya da yeşilci bir kapitalizm açık sahtekârlıktır, kapitalizmde insanlar kendi ürettikleri metaların ancak gerisinden koşarlar ve kontrolü yitirmişlerdir. Kapitalistler kendi yarattıkları soruna yine kendileri bir araya gelip bir çare bulamazlar. Sistem zaten kontrolün inkârıdır, piyasanın otomat olması üzerine programlanıp ayarlanmıştır.Reçeteli ölüm tipik kâr amaçlı sağlığın sonucu

Karbon salınımını, sera etkisini, çevre kirliliğini önleyecek şu ve veya bu önlem alınsa bile rekabet koşulları içinde mutlaka etkisiz kalacak, piyasa aktörleri bunun etrafından dolaşacak yollar bulacak, bu yolları bulamayanlar ise elenecektir. Batılı devletlerin bugüne kadar iklim krizi hakkında ürettikleri ancak nutuk ve yazılı metin halinde kalan “devasa” projelere rağmen tek bir somut adım atamamış olmaları da bunun en iyi kanıtıdır.

ENERJİ BU SİSTEM İÇİN BİTTİ

Ekonomi politik ilkesi zaten “kaynakların sınırlılığı” üzerine kuruluş olan kapitalizm enerji krizini de aşamaz. Bunun nedeni dünyada enerji kaynaklarının bitişi değil üretimin kâr amacıyla yapılması ve durmadan büyüme şartına dayanmasıdır. Büyümeyen bir kapitalist yok olur ve yerini başkası alır. Bu nedenle kapitalizm de düşmemek için hep koşmak zorundadır. Kapitalist, rantabiliteyi arttırıp, otomatikleşmeyi çoğalttıkça kâr marjı düşer, o durumda ise bu genel kârının düşmemesi için daha çok üretmek ister. İşte son 30 yıldır gündemde olup bugün tersine çevrilmek istenen küreselleşmenin nedeni de budur aslında. Küreselleşme kapitalizmin yeni bir aşaması değil çaresizlik nedeniyle başvurulan son seçenek olmuştur. Ancak aşırı ve ihtiyaç dışı üretime dayanan ekonomi nedeniyle hem enerji iyice pahalanıyor hem de her tarafı çöp dağları kapılıyor. Görüldüğü gibi çare sanılan her yönelim daha büyük sorunlar ortaya çıkarıyor. Yılda 40 bin kişi ateşli silahlarla öldürülüyor

ABD’DEN İNANILMAZ HABERLER

Gelelim kapitalizmin üçüncü ve son çöküş alanına. Sistemin örnek ülkesi ABD iki büyük ve önlenemez çılgınlıkla karşı karşıya. Birincisi, kitlesel ateş açmalar ve ateşli silahlarla ölümler. İkincisi morfin türevi reçeteli ilaçlar ve fentanil tabanlı uyuşturucular. Bu iki alanda ölümler son 30 yılda 3 misli artmıştır ve artmaya devam etmektedir. ABD’de her yıl 40 bin kişi ateşli silahlarla ölmektedir. Sadece morfin türevi reçeteli ilaçlar alıp aşırı dozdan ölenler ise 50 bin kişiyi buluyor. Bu rakama yasadışı uyuşturucu kullanmış ya da altın vuruş yapmış on binlerce ölü dâhil değildir. ABD’de büyük ilaç şirketleri ve çok sayıda doktor “Opioid “ adı verilen bu ilaçlardan kaynaklanan ölümler nedeniyle mahkûm olmuşlardır Ancak yasak olmasına rağmen bağımlılık yaratacak yeni ilaçlar çıkmaya devam ediyor, çünkü asıl kâr bağımlılıktadır.

Ateşli silahlar konusunda ise Perşembe günü Yahoo’da çıkan Josué Melvin imzalı bir röportaja değineyim. ABD’de ateşli silahların dikkat çekici şekilde çoğaldığı söyleniyor, öyle ki her tarafı küçük üreticiler sarmış, insanlara el yapımı, arzuya göre tabanca ve tüfek imal ediyorlarmış. Yeni doğan her çocuğa üzerinde adı ve doğum tarihi yazılı bir silah alma âdeti başlamış.

Thomas Piketty’nin kitabı

Silah üreticileri bu durumun yarattığı tehlikenin farkındalar ama kapitalizmi savunmak için şöyle diyorlar: “Kabil Habil’i tabancayla mı öldürdü? Sorun insanda”. Bir açıdan haklılar, morfin ya da uyuşturucu bulamazsanız doğada benzer ot ya da mantarlar da var. Ama kapitalizmin bu çılgınlıkları teşvik ettiği, ölümleri zirveye yükselttiği ve zirvenin henüz görünmediği de ortada. Sistemin acılarına dayanamayan Amerikalı ya kendini uyuşturuyor ya da başkalarına saldırıyor. Ve görülüyor ki tıpkı iklim, çevre ve enerji sorunları gibi bu akıl sağlığı krizinin sona ermesi de ancak post-kapitalizm döneminde olacak. Yani insanların görünmez el sandıkları piyasaya tapınmayı bırakıp kendi kaderlerini kendi ellerine aldıkları bir dönemde.

Kayahan Uygur

Related Posts

Şarköy Belediye Lideri’nin ağabeyinden gazeteciye yumruklu hücum

Şarköy’ün Sesi editörü Deniz Önal, CHP’den Şarköy Belediye Lideri seçilen Alpay Var’ın ağabeyi Alper Var’ın yumruklu saldırısına uğradı …

Kendisi için gelen sağlıkçının kaburgasını, ambulansın da camını kırdı

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Pir Şamil Mahallesi’nde meydana gelen olayda yolda yattığı görülen 18 yaşındaki S.D., ihbar üzerine kendisi …

AKP’de seçim uyum merkezlerinin erken kurulması kararı alındı

Siyasette uzun mühlet “erken seçim” tartışmaları yapılmış lakin bu tezler hem AKP cephesinden hem de MHP cephesinden yalanlanmıştı. Siyasi …

Atama kararları Resmi Gazete’de

Birtakım bakanlık, kurum ve kuruluşlara ait atama ve misyondan alma kararları, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Cumhurbaşkanı …

Fenerbahçe’de derbi öncesi 4 sakat

Süper Lig’in 8. haftasında Fenerbahçe, Beşiktaş deplasmanına konuk olacak. Sarı-lacivertlilerde sakatlıklar can sıkıyor. Dev maç öncesi …

25 yıl mahpusla aranan bayan bu türlü yakalandı

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Ofis Amirliği grupları, ‘hırsızlık’ hatasından hakkında mutlaklaşmış 25 yıl mahpus …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.